Mevlüt Şekeri

" mevlüt sadece bir dua deÄŸil aynı zamanda bir ‘ses'tir"
Osmanlı döneminde halk mevlüt kutlamalarını nasıl yapardı?
Konuyu belki halk ve devlet kutlamaları diye iki baÅŸlığa ayırmakta fayda var. Yani saray ve halk diye... Halkın kutlamalarında devletin öncülüÄŸü ve tercihi vardı. 18. yüzyılın sonlarına iliÅŸkin kayıtlara göre, inÅŸa edildikten sonra Sultanahmet Camii bu kutlamalarda tercih ediliyor. Devlet protokolü için genellikle Ayasofya kullanılıyor; ama nedense mevlüt 'de Sultanahmet Camii tercih ediliyor. Bunu ben de izah edemiyorum. Ama Sultanahmet Camii kaydını gördüm; özel olarak Sultanahmet Camii'nde mevlüt okunuyor.
Åžu an kutlamalar için gece tercih ediliyor. Gece-gündüz farklılığı var mı bu kayıtlarda?
İki tür kayıt var bütün kandillerde. Bir kere padiÅŸaha tebrik için gidiliyordu. Son zamanlarda Yıldız Sarayı'nda da Topkapı Sarayı'nda da var. PadiÅŸahın mevlüt i -ne mevlüt iyse- kutlanıyordu. Demek ki sadrazam ve diÄŸer vezirlerin de kendi konaklarında kutlamaları var. Yani o kutlama, birine baÄŸlı olarak yapılır, en üstteki kiÅŸiden aÅŸağıya doÄŸru inerdi. Bu aynı zamanda ÅŸu demektir; söz konusu kutlamalar bir resmî protokol ÅŸeklinde geçmiÅŸtir Sarayda. Bütün kandiller için geçerli bu; Berat, Regaip, Kadir vs... PadiÅŸaha yönelik bir kutlama var. Sonra ilan ediliyor. Büyük selatin camilerde halk gelip o mevlüt i dinlemeyi tercih ediyor.
mevlüt sadece bir dua deÄŸil, aynı zamanda bir sestir. Yani musiki deÄŸil de, bir ses ziyafeti olarak da deÄŸerlendiriyorum. Son dönemde bu iyice ayyuka çıkıyor. Yani diyelim ki bizim eriÅŸtiÄŸimiz kaynaklar, 1900'ların başına kadar, bu tür mevlüt lerde mevlüt hanın adı mevlüt lerin önüne çıkıyor bazen. Mesela Hafız Sami, Hafız Burhan, Hafız Mecit gibi hangi önemli hafız okuyacaksa, o mevlüt lere diÄŸerlerinden daha çok raÄŸbet ediliyor. Bir gelenek olarak sürüyor herhalde bu. Åžu camide bu okuyacak, bu camide bu okunacak diye biliniyor zannedersem. Onun kıraatine ve ses teveccühüne doÄŸru bir yönelim var. Bu çok açık bir ÅŸekilde bellidir. Bu mevlüt ler esnasında cezbeye gelenler, hatta bayılanlar var. Büyük bir hadise yani o önemli hafızlar tarafından mevlüt in okunması. Ve mevlüt han geleneÄŸi iÅŸte Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar da geliyor. Ve önemli bir maddi kazanç kapısı aynı zamanda.
mevlüt hanlar genellikle usûl dediÄŸimiz bir ÅŸeyden geçiyorlar. Bir üstatları var, usta-çırak iliÅŸkisi ÅŸeklinde. Ses kabiliyeti olması lazım. Bunlar tavır ve usûl bakımından kendilerine özgü bir yöntem geliÅŸtiriyorlar. Birkaç tane ağız var. Kıraatteki gibi, mesela İstanbul aÄŸzı, Üsküdar aÄŸzı var. Bunlar seslerinin gürlüÄŸü ile daha çok bahirlerdeki -bazı çıkışlar itibariyle özgünlüklerini ortaya koyuyorlar. Mesela "Merhaba bahri" diÄŸerlerine nazaran ayrı bir önemi haizdir. O da çıkışa müsait bir bahir olduÄŸu için kendini göstermeye daha müsaittir. Son dönemde bu tür mevlüt okuyucular arasında belki en son Halil İbrahim Çanakkaleli var. Adalı Hafız var...
Ve radyolarla birlikte yeni sayfalar açılıyor
Henüz televizyon yokken, radyo üzerinden okunan mevlüt lerin de belirtmemiz gereken bir özelliÄŸi var: Radyonun çıkışıyla halk bu tür hafızları, mevlüt hanları, Anadolu'nun neresinde olursa olsun radyo olduÄŸu takdirde dinleme olanağına sahip oluyor. Ve bu radyo olan evlerde, mevlüt ÅŸenliÄŸine dönüÅŸüyor. İnsanlar orada toplanıyor, orada beraberce dinliyorlar. Ve kulak aÅŸinalığı dolayısıyla, anonsu dinlemese bile kimin okuduÄŸu seçilebiliyor. Aziz Bahri'yi, Yusuf Gebzeli'yi, NakkaÅŸî, Kâni Karaca'yı -son dönemde benim yetiÅŸebildiÄŸim bunlar- Halil İbrahim Çanakkaleli -ki içlerinde bir numara idi- tanıyorlar. Böyle bir mevlüt han listesi var yani. Halk da bunları İstanbul'daki camilerde, deÄŸilse radyo üzerinden takip ediyor.
Önemli bir kısmı, okunan mevlüt in ses tarafıyla ilgileniyor. Çünkü Kur'ân-ı Kerim'in tamamıyla ses tarafının öne çıktığı bir uygulama bu. Bir de halkın ilgilendiÄŸi bir diÄŸer husus da dua kısmıdır. Bu ilgi o kadar önemli bir çerçeve oluÅŸturmuÅŸtur ki sonucunda "duahanlık" gibi özel bir kariyer alanı ortaya çıkmıştır. Yani iyi mevlüt okuyan iyi dua okur diye bir ÅŸey yoktur; dua okumak ayrı bir kabiliyet ve birikim gerektirir. İstanbul'da bazı mesleklerde olduÄŸu gibi, Hafızlar arasında da memleket tekellerinden bahsedebiliriz. Mesela "Geredeli hafızlar", "Siirtli duahanlar" örnekleri gibi... Usta-çırak iliÅŸkisi duahanlıkta da kendini gösteriyor. Belli kalıplar var ve dualar o kalıplar içerisinde okunmaktaydı.
Arapça bilmenin bu alanda ilerleme konusunda bir etkisi var mıdır?
Büyük ihtimalle var, Arapça hâkim dil bu konuda. İkinci önemli husus da usta-çırak iliÅŸkisi. Kur'ân tilaveti ise kısmen bundan farklı. mevlüt lerde her zaman Kur'ân okunuyor ve "reisü'l-kurra" olanların Kur'ân okuması daha makbul görülüyor. Burada bir hiyerarÅŸi söz konusu, yani en güzel Kur'ân okuyan kiÅŸiler bu kısımda görev alır. mevlüt hanlıkta bu olmamakla beraber, Kur'ân tilavetinde reisü'l-kurra, en iyi kari, en iyi okuyucu bellidir.
Yine benim vakayinamelerde rastladığım ilginç bir ÅŸey de ÅŸu ki, ordu seferde iken de mevlüt okunması. Yani kaynaklarda 12'sinde Tuna Cephesi'nde mevlüt okunduÄŸu belirtiliyor. O vekayinemeler günlük olduÄŸu için, adı geçen seferde okunduÄŸuna kaynakta ÅŸahit oluyoruz. Der-sefer yani seferde mevlüt diye anlatılmış. Ordugâhta büyük bir mevlüt okundu diye anlatılıyor her ÅŸey. "Ayasofya kürsü ÅŸefi ordaydı, geldi duasını yaptı" gibi bahisler mevcuttur bu konuya dair. Buradan dua merasiminin önemini de kavrıyoruz.
Her kurum kendi bünyesinde mi kutluyor?
Evet, asker, halk, devlet erkânı vs. kendi usûlüne göre bu merasimleri icra ediyor. İstanbul bu merasimlerin merkezi olduÄŸu gibi, İstanbul'daki merkezler de selâtin camilerdir. Sultanahmet'i özellikle vurguladık. Kadir gecesi farklı; o Ayasofya'da. PadiÅŸah Ayasofya'ya kadar geliyor. Öbüründe padiÅŸah gidiyor Sultanahmet'e. Kayıtta onu da gördüm. PadiÅŸahın gitmesi var yani.
Tebrikâttan bahsettim. Ancak padiÅŸah tebrik edilebiliyor. Alay var, yani BoÄŸaz ışıklandırılıyor, kandiller yakılıyor (Åžehrayin). Camide kandil yakılmasının yanısıra; ışık yakılması, boÄŸazın aydınlatılması ve ışıklandırılması uygulaması var.
Ordu nöbetinde ÅŸeker ikramı...
Bu merasimlerde neler ikram edilirdi?
İkramlar, ÅŸeker ve ÅŸerbet diye geçiyor. Åžeker orduda bile var; vakayinamelerde "Ordu nöbetinde ÅŸekerle ÅŸerbet ikram edildi" ÅŸeklinde ifadelere rastlanmaktadır.
Hz. Peygamber sevgisi kültürümüzde nasıl bir karşılık bulmuÅŸ? mevlüt lerden yola çıkarak bu konuda neler söyleyebilirsiniz?
Hz. Peygamber sevgisinin saray geleneÄŸinde çok önemli bir tarafı, 15 Ramazan'da yapılan ziyaret. 15 Ramazan'da Topkapı Sarayı'nda otursun veya oturmasın, padiÅŸah hangi sarayda ise bugün mutlaka oraya geliyordu. Sarayda iftar ediliyor ve Hırka-i Saadet ve diÄŸer "emanat-ı mübareke" dediÄŸimiz kutsal emanetler burada ziyaret ediliyordu. Hırka-i Saadet öpülüp bir suyla silinir; havlu, yani destimal dediÄŸimiz ÅŸey hediye edilirdi. Bu Hırka-i Saadet töreni resmî erkan içindi. Halkla arada bir nüans var. Hırka-i Saadet merasimi resmi zevat için Topkapı Sarayı'nda yapılırken, benzer bir tören halk için Hırka-i Åžerif Camii'nde gerçekleÅŸtiriliyordu.
"Gül Muhammed teridir"
Bazı mekânlarda da Hz. Peygambere ait olduÄŸu rivayet edilen mintan-ı ÅŸerifler vardı. Mesela Fatih/ÇarÅŸamba'da İsmet Efendi Dergâhı'ndaki gibi... Hala durur orada. Onun dışında Eyüp Sultan yine her mevlüt 'de çok önemli. Kadem-i Åžeriflerin (Hz. Peygamberin ayak izi) orda olması dolayısıyla Kadem-i Åžerif ziyaretleri var.
Salavat getirerek gül koklama merasimleri de ayrıca mevcuttu.
Türkçe'nin Peygamber destanı: Vesiletü'n- Necat
Süleyman Çelebi'nin Vesiletü'n-Necat'ı mı tercih ediliyordu?
Evet, Osmanlı coÄŸrafyası içerisinde, bu Osmanlı geleneÄŸi, Türkçe olduÄŸu için önemlidir. Bütün coÄŸrafyada duygulanıyor. Türkçe evlerde Fatiha'nın okunduÄŸu yerler korunuyor.
Araplardaki mevlüt uygulaması hakkında bilgi var mı?
Geriye bakıp bunu bilemiyoruz tabii. Cezayir'de bulundum bir ara. Cezayir'de bana göre çok parlak ve çok abartılarak kutlandı. Oradaki durumu kendi kendime ÅŸu ÅŸekilde izah etmeye çalışıyorum; Cezayir uzun süre Fransız iÅŸgali altında kaldı. Fransızların Noel kutlamalarına bir reaksiyon olmak üzere müthiÅŸ bir kutlama söz konusu. Mesela aynen bizim burada Noel alışveriÅŸi gibi pazarda mevlüt alışveriÅŸi vardı.. Ülkemizde öyle bir ÅŸey yoktur mesela. mevlüt 'de çocuklara hediye almak, oyuncak almak, balon almak, maytaplar vs... Yani bir mevlüt alışveriÅŸini biz orda gördük. O bize göre yeni ve farklı bir ÅŸey.
mevlüt : Hz. Peygamber sevgisinin sesi
Süleyman Çelebi'nin mevlüt 'i Hz. Peygambere hürmeten yazdığını görüyoruz. Zamanla yaygınlaÅŸmasının Hz. Peygambere hürmetin etkisiyle olduÄŸu söylenebilir mi?
Aynen vardır. Zamanla bu etkinlik bir Peygamber sünneti gibi algılanmıştır. Milletimizin Hz. Peygambere olan muhabbeti ve hürmeti de bu mevlüt le kendini göstermiÅŸtir.
Bir ÅŸekilde O'na baÄŸlıyor, O'nun sünneti olarak kabul ediyoruz. İşte doÄŸumun anlatıldığı zaman ayaÄŸa kalkılması gibi birtakım ritüellerle de bunu zenginleÅŸtirmiÅŸ, güzelleÅŸtirmiÅŸiz. Halk arasında da kulaktan kulaÄŸa nerdeyse ezber ÅŸeklinde dile getirilmiÅŸ.
Kadınlarınki ayrı tabii. Onlar ayrı ezberlemiÅŸler. Kadın mevlüt hanlar var, kadınların kendi arasında. O kadınlar çaÄŸrılır ve onlar da okurdu. O da son zamana kadar devam ediyordu.
Bu aslında geleneksel kültürün düÅŸünüldüÄŸü gibi sıkıcı olmadığını gösteriyor. Hayatı güzelleÅŸtirmek için çabalar sarf edildiÄŸini anlıyoruz buradan.
Mesela son kısmını hatırlıyorum. ÇocukluÄŸumun ince detaylarından bir tanesi... Radyo başında bütün akrabalarla komÅŸular mevlüt günü düÄŸün evinde toplanıyorlardı. Hep beraber, sessizce o mecliste mevlüt dinlenirdi. Toplu olarak dua edilir, hangi evde toplanılmışsa orada ikramlar yapılırdı. Evin hanımı tarafından özel ikramlarda bulunulurdu. Yani hayatın içerisindeki bu ayin aynı zamanda bir paylaşım duygusunu getirmiÅŸ oluyordu. Toplu dua da, ibadetin toplu zevkini saÄŸlıyordu. Radyonun ayrı bir fonksiyonu olduÄŸunu burada belirtmeliyim.
Böylelikle mevlüt 'in Anadolu coÄŸrafyasında da dinlenmesi saÄŸlanıyordu.
Tabi ki. DoÄŸum mevlüt leri gibi bir de ölüm mevlüt leri vardı. Anadolu'da 40. günde belli bir zamanda camilerde mevlüt okutma geleneÄŸi vardı. Bu da çok önemlidir. Ve hangi hocanın, hangi hafız efendinin, hangi mevlüt hanın geleceÄŸi çok önemliydi. Kimlerin geleceÄŸi (herkes o gün camiye gittiÄŸinden) bir Cuma günü tahtaya yazılıyordu. Mesela PerÅŸembe veya Pazar günü ikindi namazını müteakip ÅŸu hafız, bize Kur'ân okuyacaktır diye yazılırdı. Ve halk onu çevre köylerden dinlemeye gelirdi.
Hacet Bayramlarını unutmamak gerek
Bir de Anadolu'da "Hacet Bayramı" diye bir gelenek var. Her sene baharda, yaylaya çıkılırken özel bir yer seçiliyordu. Bir yatırın etrafında, açık havada yaylada bir aÄŸacın gölgesinde toplu namaz kılınıp mevlüt okunur, etli pilav ikram edilirdi. Buna hacet bayramları deniliyordu. Bu daha çok ilk dönem manav köylerinde olur. Yani ilk yerleÅŸen manavların olduÄŸu yerde; Bursa, İzmit ve Adapazarı civarından Bolu'ya kadar Sultan Orhan zamanındaki yerleÅŸim bölgelerinde -enteresan bir gelenek-. Kadınlar o gün köyün kahvesinde toplanıyorlar, erkekler kahveyi kadınlara bırakıyorlar. Muhtarın karısı kahveyi iÅŸletiyor. Hacet bayramı olan Pazar günü tüm bu etkinlikler gerçekleÅŸtiriliyor.
Bu uygulama devam ediyor mu hala ÅŸu anda?
Ediyor evet. Bu son zamanlarda birkaç kez haber oldu. Yani benim bu yaÅŸadığım Yukarı Erek Köyü'nde yapılıyor. 600 yıllık bir gelenek bu. Yaylaya çıkılır. Yaylada yatır gibi bir yer vardır. Sultanhamam'dan kalma bir köydür. Orda Hacet Bayramı gününde mevlüt okunur, Kur'ân okunur, etli pilav yenir. Nohutlu ve etli pilav yufkayla yenir. Hiç deÄŸiÅŸmeyen bir gelenektir; o gün yufka açılır. Kadınlar yufkayı açar, erkekler de oraya giderler. Herkes gücüne göre koyun veya para verir etli pilav yapılması için. mevlüt okunur, dua edilir, toplu namaz kılınır, yaylanın pınarlarından su içilir, sonra dönülür. Bazı yerlerde yaÄŸmur duası yapılır. Bu da, mevlüt 'in içinde olduÄŸu bir gelenektir.
Bugün Vesiletü-n Necat aynen okunuyor mu?
Benim bildiğim ulaşabildiğim herhangi bir değişiklik yok. Yani sadece tavır farklı. Okuyan kişilerin tavrında bir farklılık var.
Kur'ân'da Arap, mevlüt 'de Türk usûlü
Bugün o tavır ya da gelenek korunuyor mu? Yoksa deÄŸiÅŸiklik var mı?
Korunuyor. Kur'ân'da Arap usulü vardır, ama mevlüt 'de yoktur bu. Kur'ân kıraatinde Arap usulü dediÄŸimiz bir usul var, yahut Kâbe usulü, Mekke usulü diye geçer; ama mevlüt sadece Türk usulüdür. Türkçe'nin vurgulandığı ve okunduÄŸu bir usuldür.
mevlüt hanlık bir meslek midir Osmanlı döneminde?
Son dönemde, lâteÅŸbih diye söyleyeceÄŸim, maalesef bugün assolist neyse o zamanın mevlüt hanları da oydu. Bunlar dolaÅŸarak okurlar ve bunların hakkında büyük teveccüh olurdu. Erkekler zaten devamlı camide duydukları için kadınlar özellikle takip ederlerdi. mevlüt özel günlerde olduÄŸu için kadınlar da oraya gidip katılıyorlardı. mevlüt 'e gitmek, mevlüt 'de görüÅŸmek... mevlüt aynı zamanda sosyal hayatın bir parçası ve ÅŸu özelliÄŸi de taşıyor; kız beÄŸenmeler... Beyaz baÅŸörtüsü diye bir baÅŸörtüsü var, dantelli olur ve ucunda güzel dantel iÅŸleniyordu. Bu baÅŸka zaman kullanılmaz, yalnız mevlüt ler'de kullanılırdı. Yani böyle sosyal bir tarafı da oluyordu.
mevlüt ler'in vazgeçilmez ‘tat'ları: Akide ÅŸekerleri ve ÅŸerbetler
Aynı gün içerisinde farklı camilerde mevlüt okunur muydu?
Evet aynı günde. Bazen aynı zamanda, Pazar günleri mevlüt oluyor diyelim; mevlüt hanların randevu defteri vardır. Hızlıca arabayla alıp bir camiden bir camiye götürürler. Mesela ikindi namazında Üsküdar'da Atik Valide'de okursa, bir de Kadıköy OsmanaÄŸa'da okuyabilirdi. Biri oturup okur gider, sonra baÅŸkası gelir. Uzunca olduÄŸu ve 6-7 kiÅŸi okuduÄŸu için mümkündü tabii.
Akide ÅŸekeri ve elvan ÅŸekerlerinin mevlüt 'e özel olduÄŸunu söyleyebilir miyiz?
Yani dinî kutlamalarda akide ÅŸekeri, saraydan gelen bir ÅŸeker türü. Üzerinde mutlaka lokum olur. Gül lokumu olur iÅŸte Peygambere özel. mevlüt sonrasında ikram edilir. Gülsuyu mutlaka vardı.
Åžerbetler evlerde mi ikram ediliyordu?
Åžerbetler özel mevlüt ler'de ikram edilmekteydi. Devlet saray camilerinde de saray halkı için mevlüt okuturdu. Haremdeki camilerde ayrı mevlüt okutuluyor. Bazen özel konaklarda okunan konak mevlüt leri oluyormuÅŸ daha önceden. Mısırlı (Hidiv ailesi yani) ailesi Hidiv Kasırlarında bunu çok yapmış...
Sadece Osmanlı'dan kalma damak zevkini bugüne taşıyan yerler var mıdır?
Marka önemliydi tabii. Hacıbekir önemli burada. Hacıbekir mevlüt ÅŸekeri. Halk buradan alırmış. Ali Muhittin daha sonra ikinci marka olarak var. Öbürleri ise daha çok mahalli tatlar olarak karşımıza çıkıyor.

Kategoriler
Kampanyalı





Yorumlar

Alışveriş Sepeti
Ürün Vitrini












Bilgiler
Etiket Bulutu